Chattube.Net | geyik, eğlence, mizah, fıkra sitesi

Eğlence Burada !

Padişah ve Vezir

Aralık9

Padişah ile vezir tartışmaya başlamış. Padişah vezire, “En büyük ve en güçlü olan benim. Sen benim emrimdesin!” demiş. Vezir, “Hayır ben büyüğüm. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun” diye itiraz etmiş. Tartışma uzayınca Padişahla vezir, bir çobanın yanına gitmişler ve konuya hemen girmemek için çobana sormuşlar:
-”Senin koyunun mu büyük, ineğin mi?”
Çoban şaşırmış şaşırmasına da, soranlar da Padişahla vezir.
-”İneğim” demiş.
-”Keçin mi büyük, öküzün mü?”
Çoban “Öküzüm tabii” deyince, asıl soruyu yöneltmişler çobana:
-”Söyle bakalım, Padişahın mı büyük, vezirin mi?”
Çoban hiç düşünmeden yanıt vermiş:
“Vallahi ben bu hayvanları tanımıyorum!”

Ben Göremeyeceğim

Aralık9

Clinton, Yeltsin ve Çiller şeytanın huzuruna çıkarlar. Hepsi şeytana dileklerini söyleyeceklerdir o da onlara ne zaman gerçekleşeceğini söyleyecektir.
İlk önce Clinton sorar;
-Amerika ne zaman her yönden tam olarak dünyanın hakimi olacak?, der. Şeytan da;
-50 yıl sonra, der. Clinton ağlamaya başlar
-Ben göremicem, ben göremicem… Sıra yeltsine gelmiştir.O da sorar
-Rusya ne zaman eski gücüne kavuşacak? Şeytan cevap verir
-100 yıl sonra. Yeltsin de başlar ağlamaya
-Ben göremicem, ben göremicem… Sıra Çiller e gelmiştir, O da sorusunu sorar
-Ne zaman Türkiye deki enflasyon düşecek?
Bu sefer şeytan ağlamaya başlar
-Ben göremicem, ben göremicem!

Yüzme Bilmiyor

Aralık9

-Ülkenin birinde bakan,kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.
-Nihayet;Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve
-İlan etti; Pazar günü saat 10 da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçecek.
-Pazar sabahı saat 10 da tüm basın mensupları toplandılar orada. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı. Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı.
Fakat ertesi günü tüm gazetelerde su başlık okundu
-Bakan yüzme bilmiyor!

Başım Belada

Aralık9

Siyasal gerginliğin dışında iki toplumun insanlarının arasındaki sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulaştığı bir dönem de, bir Türk gurbetçisinin evi:
Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş Kapıdan girer girmez
- “Anne!”
diye seslenmiş,
- “ben Alman oldum!”
Annesi:
- “O nasil söz? Sakın bir daha tekrarlama”
- “Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik. Ben Almanım artık
Annesi:
-”sus bakayım”
diye tiz perdeden bağırırken, babası da içerden duyup koşmuş. Bir tokat, bir tokat daha… Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya çalışırken, bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş:
- “Şu dünyanın işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle başım derde girdi!…”

Klasik ve Karizmatik

Aralık9

Çok eskilerde türkiyede yaşayan vatandaşımız uzun seneler yurt dışında kaldıktan sonra bir arkadaşıyla konuşuyormuş Türk siyaseti ve siyasetçileri hakkında
Telefonda sormuş
- eskiden çok karizmatik bir adam vardı ismi ecevitdi ve bir de çok klasik bir politikacı olan birisi vardı..demirel..şimdi ne oldu onlara neler yapıyorlar diye
bizimkisi cevaplamış
- ikisi de duruyor… ikisi de başımızda hala… yanlız bitakım değişiklikler oldu… birinin karizması gitti “tik” i kaldı… diğeri ise klasiği gitti “sik” i kaldı

Sana Koysunlar

Aralık9

Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş,
“Hımmm! Çok güzelmiş, ne kattın buna?”
Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış
“Sana koydum efendim!”
Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş:
“Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi Sana koysunlar”

Mantıklı Karar

Aralık9

Güneydoğu da 15 yıl süren çatışmalı ortam; doğrusuyla, düzmecesiyle, abartısıyla binlerce hikayeye kaynaklık etmiştir. İşte bu binlerce hikayeden biri de şöyle rivayet edilir:
-Bir TV kanalında bir PKK itirafçısı geçmişini anlatmaktadır. Muhabir: “Anlat bakalım, yasadışı-bölücü-terör örgütü ile nasıl tanıştın?”
-İtirafçı başlar anlatmaya: Bir gece PKK lılar bizim köye gelmişler. Birden kapı vurulmuş taak taak takk.. Açmışız biz de. Bakmışım ki anarşitler. Bana demiştir ki; bize yemek vereceksin, ekmek, su vereceksin, yardım edeceksen yataklık edeceksen yani ha! Yook demişim, olmaz demişim, siz hayınsınız, anarşitsiniz, bölücüsünüz, size ekmek su yok.. O zamaan anayı vururuk demişlerdir. Yine benden yardım yok… Anayı vurmuşlardır. Sonra gene gelmişlerdir anarşitler, demişlerdir bize yardım edeceksin, ekmek, su… Demişim yok… Babayı da vurmuşlardır. Ertesi gün gene gelmişlerdir… Bize yardım, yoksa karıyı vururuk, yok demişim, karı da gitmiştir. Sonra çocuklar… Herkes ölmüştür. Ben evde bir başıma düşünürem bir gece… Yine kapı çalmıştır… Takkk takkk takkk!. Açmışım kapıyı, onlar! Demişlerdir ki bize yardım edeceksin, ekmek su vereceksen… Ben demişim, size yardım yok, siz hayınsınız… Bana demişler ki; yoksa seni vururuk…! Biraz düşünmüşüm, bana mantıklı gelmiştir, kabul etmişim… İşte böyledir…

Siyasetten geldik

Aralık9

Adamın biri yaklaşan seçimlerde milletvekilliğine aday olmak için bir partiye başvurur.partiden gelen yazıda kendisini daha iyi tanıyabilmek için partinin başkanının evine yemeğe geleceği bildirilir.Adam hemen hazırlıklara başlar.evdeki papağanınada tembihlemeyi ihmal etmez,akşama partinin genel başkanı misafirim bizim partiyi biraz öv der. neyse akşam yemeğe oturulur .yemekler yenir söz siyasete gelir,işler yolundadır,lakin geveze papağan başlar rakip partiden övgü ile söz etmeye sizin parti dandik falanca parti iyi sizden daha iyi falan.bakarki genel başkan adamın papağanı rakip partiyi övüyor kusura bakmayın der,papağanınız bile diğer partiyi övüyor onun için sizi aday gösteremeyiz der çıkar gider.adam kızgınlığından yakalar papağanı doğru bahçedeki tavuk kümesine tavukların arasına atar.sabah olur.kümeste bir horoz olanca gücünle öter,kümesin kapısını açar ve sırayla bütün tavukları halleder,kümeste tavuk kaldımı diye eğilir içeri bakar,birde ne görsün tavuğa benzer kırmızılı yeşilli rengarenk bir şey kafasını uzatmış kendisine bakıyor,gel gel der geç bakalım sıraya,papağan şöyle bir silkinir,ulan yavşak der biz buraya orospuluktan gelmedik siyasetten geldik der…

Elektrikler Kesik

Aralık9

Amerikalı bir hükümet yetkilisi Şili deki darbenin hemen sonrasında ülke hapishanelerini incelemek için Şili ye gitmiş. Herhangi bir hapishanede bir süre inceleme yapan yetkili infaz yerlerini merak etmiş ve hep birlikte hapishanenin mahzenine inmişler. İner inmez çığlıklar duyan misafir yetkili görevlilere bunun nedenini sormuş. Görevliler de ölüm cezalarını uyguladıklarını söylemiş. Amerikalı yetkili, kendi ülkelerinde elektrikli sandalye kullandıklarını, bu konuyu daha kolay hallettiklerini söylemiş, aynı uygulamayı yapabileceklerini uyarıcı bir dille ifade etmiş. Hapishane görevlisi Efendim, biz de elektrik kullanıyoruz ama elektrikler kesik olduğu için şimdilik mumla idare ediyoruz demiş.

Güllük Gülistanlık

Aralık9

Sakıp Sabancı ya bir gün demişler ki:
- “Ağa bu dünyada her şey güllük gülistanlık nereye baksak her tarafta senin şirketlerini ve fabrikalarını görüyoruz (MarSA,YünSa,LasSA,ToyotaSA)”
- “Burada işin iş. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?”
Sakıp Ağa gülerek cevap vermiş:
- “Öte yanda da işimizi sağlama aldık. Bir tarafımızda iSA, diğer tarafımızda muSA”

« Eski Yazılar
  • Kayıt ol
  • Giriş
  • Chat Sohbet
  • Netlog
  • mIRC
  • Arama Motoru
  • Chattube.Net | Geyik Google Türkiye ' de fıkra, fıkralar, temel fıkraları, dursun fıkraları, laz fıkraları, karadeniz fıkraları, avcı fıkraları, namık kemal fıkraları, seviyeli fıkralar, fıkra sitesi, terbiyesiz fıkralar, bel altı fıkralar, +18 fıkralar, cinsel fıkralar, siyaset fıkraları, politika fıkraları, sarışın fıkraları, nasreddin hoca fıkraları, komik fıkralar, güncel fıkralar gibi aramalarda kendini göstermektedir.